BİR ŞEHİR EFSANESİNİN ÖYKÜSÜ...
 BİR ŞEHİR EFSANESİNİN ÖYKÜSÜ
 
Sıkça karşılaştığım sorulardan biri de Türk Dil Kurumunun otobüs için "çok oturgaçlı götürgeç", hostes için "gök konuksal avrat", İstiklal Marşı için "ulusal düttürü", lokanta için "modern otlangaç" karşılıklarını türetip türetmediğidir.
 
Kimileri bunu eleştiri için gündeme getirir, kimileri alay etmek için... Kimileri de böyle sözcüklerin türetildiğine gerçekten inanır.
 
Bu soru yöneltildiğinde Türk Dil Kurumunun hiçbir zaman belirtilen sözcükleri türetmediğini, bunların birer yakıştırma olduğunu söyleyerek gülüp geçerim. "İnanmayan varsa Türk Dil Kurumunun sanal ortamdaki sözlüklerinde bu sözcükleri arasın. Bulamayacaktır... Otobüs sözünün karşısında otobüsün tanımı, hostes sözünün karşısında da hostesin tanımı yer alır." diyerek kanıt da gösteririm. Ancak bu gülünç yakıştırmalar, yenilerinin de eklenmesiyle bir şehir efsanesine dönüşmeye başladı. Sigara için "dumansal tüttürgeç", tren için "arkadan ittirmeli üstten tüttürmeli götürgeç" vb... Türkçe kökenli bir sözcük olan, yalnız Türkiye Türkçesinde değil bütün Türk yazı dillerinde ve ağızlarında kullanılan yumurtaya "tavuksal fırtlangaç" gibi bir karşılık türetildiğini duyunca gülmekten kendimi alamadım.
 
Peki bunları kim ortaya atıyor?
 
Bu şehir efsanesi ne zaman oluşmaya başladı?
 
İlk uydurmalar Ekim 1932'de
 
Bu yakıştırmaların geçmişi Türk Dil Kurumunun kurulduğu ve Birinci Türk Dili Kurultayı'nın toplandığı günlerin hemen ardından, 1932 yılının Ekim ayında başladı. 26 Eylül 1932 günü Dolmabahçe Sarayı'nda Birinci Türk Dili Kurultayı toplanmıştı. Türkçenin geliştirilmesi, zenginleştirilmesi ve özleştirilmesi çalışmalarına girişildiği günlerde halk ağzının, tarihsel Türkçe metinlerin ve Orta Asya'daki Türk yazı dillerinin söz varlığından sözcükler alınması tartışılmıştı.
 
İlk yakıştırılan sözcükler merhaba için "kazıklarız" -evet yanlış okumadınız kazıklarız!-, kaymakam yerine "oturak", kız mektebi karşılığında da "kancık mektebi" oldu.
 
Sibiryadaki Türk lehçelerinde "sağlıklı, sağlam" anlamındaki kazık sözünün selamlaşma konuşmalarında kullanılmasından (Kazıksız bı? 'İyi misiniz?') esinlenerek merhaba yerine kazıklarız uydurulmuş olmalı. Diğer iki sözcük de halk ağzındaki kullanımlardan alınma. 
 
Bu yakıştırmalarla ilgili o günlerden bir gazete haberi... Başlığı da "İt ürür, Kervan yürür!."
 
Memlekette yeni bir inkılap başladı. Dilimizi kurtaracağız. Fakat her yeni hamlede olduğu gibi şimdi de bazı acayip sesler duyuluyor. Girişilen yolun hedefini kasden yanlış gösterenler var. Bunlar zannediyor veyahut zannettirmek istiyorlar ki ortaya uydurma bir dil çıkarılacak.
 
Öz dile kendi yolunu açmaktan ibaret olan bu gidişi halka başka türlü anlatanların kasdi anlaşılmaz şey değildir.
 
Son günlerde hatta mekteplere kadar giren garip dedikodulara şahit oluyoruz.
 
denildikten sonra uydurma sözlere üç örnek veriliyor. Yazıda bu uydurmalarla ilgili çarpıcı bir yorum yapılıyor: Nezahate o kadar meftun olan Türk milletii bu kadar şeni bir kabalığı affedemez. 
 
Daha o günlerde "kazıklarız", "oturak", "kancık mektebi" ile başlayan bu yakıştırmaları 1960'lı yıllarda uydurulan "gök konuksal avrat", "ulusal düttürü", "modern otlangaç"; 1980'lerde ise "çok oturgaçlı götürgeç" ve diğerleri izledi...
 
İşte bir şehir efsanesinin kısa tarihi...
 
Şükrü Halûk Akalın 
Özellik SIRA =
Özellik Tür =

 
    
 
Her hakkı saklıdır © Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın      
      
Web Tasarım: AdaNET